T.C. Yerköy Belediye Başkanlığı

  :::::: YERKÖY’ÜN JEOLOJİSİ VE DEPREMSELLİĞİ

 

 

Stratigrafi

 

Yozgat çevresinde yüzeyleyen birimler yaşlıdan gence doğru aşağıdaki gibi sıralanmaktadır; Ankara Melanjı (Koniasiyen – Kampaniyen), Çökelik Volkanitleri (Turoniyen – Santoniyen), Yozgat Magmatikleri (Senoniyen – A. Paleosen), Yoncalı Formasyonu (Ü. Paleosen – O Eosen), Bayat Formasyonu (Ü. Paleosen – O Eosen), İncik Formasyonu (Ü. Paleosen – O Eosen), Kızılırmak Formasyonu (Orta Miyosen), Bozkır Formasyonu (Orta Miyosen) ve Kuvaterner yaşlı alüvyonlar.                     

 

Yörenin bütün stratigrafik özelliklerini araştırmak bu çalışmanın kapsamı dışında kaldığı için yukarıdaki her bir formasyon hakkında ayrıntılı bilgiler vermek çalışmayı amacının dışına çıkaracaktır. Bu nedenle, bu bölümde sadece Yerköy ilçe merkezinin üzerinde bulunduğu birimlerin ayrıntılı litolojik özelliklerinden bahsedilecektir.

 

Yerköy ilçesinin yerleşim merkezi çoğunlukla zayıf çimentolu ve sedimanter karakterde olan Ü. Paleosen - O. Eosen yaşlı Yoncalı ve İncik formasyonları, Orta Miyosen yaşlı Kızılırmak Formasyonu ve Kuvaterner yaşlı güncel alüvyonlar üzerinde bulunmaktadır (şekil 14).

 

Yoncalı Formasyonu (Ü. Paleosen - O. Eosen): Erdoğan ve diğ. (1996), tabanda 2-5 m taban konglomerası ile başlayan birimin, havzanın değişik bölümlerinde beslenme yönüne ve kaynak alana olan yakınlığına göre farklı litolojiler sunduğunu belirtmiştir. Araştırmacı havzanın kuzey kenarına oranla daha  pasif   bir  konumda  olan  güney  kesiniminin  bir  bölümünü  temsil eden Yerköy çevresinde, tabandaki konglomeraların üzerine, içerisinde yer yer kömür seviyeleri bulunduran karbonatlı şeyllerin geldiğini ve üste doğru nummulitli kireçtaşlarıyla temsil olunan seviyelerin bulunduğunu vurgulamıştır.

 

İncik  Formasyonu (Ü. Paleosen - O. Eosen): Birim,Yerköy batısı ve güneybatısı ile haritanın kuzeybatı kesiminde geniş yüzeylemelere sahiptir. Keskin (1992)’ e göre kırmızı – bordo renkli  ve kötü boylanmalı, alt seviyelerini kumtaşı – silttaşı ve konglomera ardalanmalarının oluşturduğu birimin üst seviyelerinde kumtaşı daha hakim durumdadır. Dönmez ve diğ. (1991) ise birimin regresif karakterli, evaporitli, kırmızı – kahve ve gri renkli, paralel çapraz tabakalı, çoğunlukla gevşek tutturulmuş karasal konglomera, kumtaşı ve çamurtaşı ardalanmasından meydana geldiğini belirtmişlerdir.

 

Kızılırmak  Formasyonu (O. Miyosen): Birim, Yozgat – Yerköy arasındaki bölgede ve il merkezinin kuzeybatısında en geniş yüzeylemesine sahiptir. Yerköy ilçe merkezinin bir bölümü de bu formasyon üzerinde kuruludur, ayrıca Yerköy güneybatısında doğu – batı doğrultusunda yüzeylemelere sahiptir (Şekil 14). Kızılırmak Formasyonu başlıca kırmızı – kahve renkli tabakasız veya az belirgin tabakalı konglomera, kumtaşı, çamurtaşı, şeyl ve jips seviyelerinden oluşan bir litoloji sunar (Dönmez ve diğ., 1991; Keskin, 1992; Erdoğan ve diğ., 1996). Birimi oluşturan litolojiler gevşek tutturulmuş, hamur destekli ve dayanıksızdır (Dönmez ve diğ., 1991).

Alüvyon (Kuvaterner): Yerköy ilçesi yerleşim alanında ve kuzeyinde Deliceırmak’ın taşıdığı tutturulmamış, çakıl, kum, çamur gibi güncel sedimanlardan meydana gelen dere yatağı çökelleri yüzeylemektedir.

 

3.2. Depremsellik 

 

Şekil 15. Yerköy (Yozgat) çevresinde son yüzyılda meydana gelen deprem odaklarını, büyüklüklerini ve bunlarla ilişliki fayları, deprem bölgeleriyle birlikte gösteren harita (MTA ve Kandilli Rasathanesi verilerinden faydalanarak yapılmıştır).

 

Yerköy ilçesinin ve çevresinin, Kırıkkale ve Kırşehir illerinin içerisinde bulunduğu birinci derece deprem bölgesine komşu olması bölgenin büyük depremlerin etki alanı içerisinde kaldığını göstermektedir. Yerköy-Kırşehir-Kırıkkale arasında 1938 yılında iki adet 5 büyüklüğünde , bir adet de 6,6 büyüklüğünde deprem meydana gelmiştir. 1938 yılındaki 6.6 büyüklüğündeki depremde ilçede ve civarında yapısal hasarlar gelişmiştir. İlçe merkezi büyük deprem oluşturabilecek Ezinepazarı fayına 40 km, Kuzey Anadolu Fayına ise 150 km mesafededir.

 

4. SONUÇLAR

 

Ülkemizde son yıllarda depremlere bağlı olarak çok fazla can ve mal kayıpları meydana gelmiştir. Bunun ana nedenini bilinçsiz yerleşim yeri seçimi ve kalitesiz yapılaşma oluşturmaktadır.

 

Yerköy yerleşim alanında Yoncalı, İncik ve Kızılırmak Formasyonları ile alüvyon birimlerine ait zayıf tutturulmuş ve tutturulmamış birimler (çakıltaşı, kumtaşı, şeyl ve çakıllı-kumlu birimler geniş yayılım göstermektedir.

 

Yerköy ilçe merkezinde yeraltısuyu derinliği 2-4 m arasındadır.

 

Yakın geçmişteki büyük depremlerde (Gölcük, Düzce, Ceyhan gibi), Yerköy yerleşim yerinin benzeri zemin ve yeraltısuyu (suya doygun kumlu zeminler) özelliklerinin bulunduğu bölgelerde, zemin sıvılaşması sebebiyle büyük yıkımlar meydana gelmiştir. Bu sebeple Yerköy yerleşim bölgesindeki zeminlerin olası büyük bir depremde nasıl davranacağı etüd edilerek gerekli tedbirler alınmalı ve yeni yapılaşmalarda bu durum göz önünde tutulmalıdır.

 

Jeolojik birimlerin genel olarak bağlanmamış ve zayıf durumda olması sebebiyle bu tür birimler içerisinde oluşturulacak şevlerde deprem sırasında şevi etkileyecek dinamik kuvvetler göz önünde tutulmalı ve hesaplamalara katılmalıdır.

 

Çakıl-kum-silt ve kilden oluşan tutturulmamış zeminler deprem etkisini arttırmakta ve daha fazla yıkımın oluşmasını sağlamaktadır. Bu durum inşaat çalışmalarında göz ardı edilmemelidir.

 

 

5. KAYNAKLAR

 

Day, 2002. Geoteknik Deprem Mühendisliği El Kitabı. Çev: Murat Mollamahmutoğlu ve Kamil Kayabalı, Gazi Kitabevi. Ankara.

 

Dönmez, M., Bilgin, Z.R., Akçay, A. E., Kara, H., Yergök, A.F. ve Esentürk, K., 1991. 1/100.000 Ölçekli Acınsama Nitelikli Türkiye Jeolojisi Haritaları Kırşehir-İ31 Paftası. MTA raporu, Ankara.

 

Erdoğan, B., Akay, E., Uğur, S., 1996, Geology of the Yozgat region and evolution of the collisional Çankırı basin , İnternational Geology Review, vol: 38, p: 788-806

 

Keskin, E, 1992. Çiçekdağ (Kırşehir) Yerköy – Şefaatli – Yozgat dolayının jeolojisi ve kömür olanakları. M.T.A. Kömür etüt ve aramaları projesi, proje no: III/01.1.05.03.00, Ankara.

 

Kramer, 1996. Geoteknik Deprem Mühendisliği. Çev: Kamil Kayabalı, Gazi Kitabevi. Ankara.

 

MTA, 2003. 1 Mayıs 2003 Bingöl Depremi Değerlendirme Raporu, Rapor no: 10585.

 

Şaroğlu, F., Emre, Ö., Kuşcu, İ., 1996. Yerbilim verileri ışığında Türkiye’ de deprem sorununun boyutları. TÜBİTAK Deprem Sempozyumu, Ankara.

 

ULUSAY, R. 2001. 17 Ağustos Doğu Marmara Depremini Değerlendirme Raporu. Hacettepe Üniv.

 

ULUSAY, R. 2001. Zemin Sıvılaşması. Jeoteknik  Etütler İçin veri Toplama ve Değerlendirme Ders Notu, Yayımlanmamış. Hacettepe Üniv.

 


 

YERKÖY VE ÇEVRESİNİN DEPREMSELLİĞİ

 

Araştırma Görevlisi Ersin KOLAY   Yrd.Doç.Dr.Hasan ÇELİK

E.Ü. Yozgat M.M.F. Jeoloji Müh. Bölümü, 66101, Yozgat

 

 

ÖZET

Yozgat il merkezi, coğrafik olarak Anadolu Levhası’nın nispeten kırıklı yapılarına uzak ve depremsellik açısından sakin bir bölgede bulunmaktadır. Bu sebeple deprem bölgeleri haritasında il merkezi üçüncü derece deprem kuşağında yer almaktadır. Ancak il sınırları dikkate alındığı zaman  Kuzey Anadolu Fay Sistemi’ne yakın bir bölgede olması, Aydıncık ilçesinin büyük bir bölümünün ikinci derece, Yerköy ilçesinin ise bir bölümünün birinci, bir bölümünün de ikinci derece deprem bölgesinde olduğu gerçeğinin bilinmesi gerekmektedir.

Yerköy ilçesinin, Kırıkkale ve Kırşehir illerinin içerisinde bulunduğu birinci derece deprem bölgesine komşu olması ilk bakışta burada büyük magnitüdlü depremlerin olacağı izlenimini ortaya çıkarmaktadır. Ancak ana tektonik hatlardan uzak ve lokal olan bu birinci derece deprem bölgesinde şimdiye kadar en büyük depremlerin sadece 1938 yılında iki tane 5 büyüklüğünde , bir tane de 6,6 büyüklüğünde meydana gelmiş olması ve bu sebeple birinci derece deprem kuşağı olarak belirtilmiş olması da unutulmaması gereken bir gerçektir. Bu bölgedeki en son meydana gelen deprem Kırıkkale’nin Keskin ilçesinde 21.07.2004 tarihli 4,4 büyüklüğündeki depremdir.

Yerköy, Kırşehir ve Kırıkkale çevresinde meydana gelen depremlerin, Yozgat’ın kuzey kesiminden geçen doğrultu atımlı sağ yönlü Kuzey Anadolu Fay Sistemi’nin aktivitesiyle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bu fay sisteminde, geride bıraktığımız yüzyılda meydana gelen büyük depremler 1939 yılında fayın doğusundan başlamış ve zamanla batıya doğru olan hareketini sürdürerek en son 1999 yılındaki İzmit ve Gölcük depremleri ile aktivitesine devam etmiştir. Bu batıya doğru hareket sırasında dikkati çeken bir nokta, 1939 - 1942 yılları arasında bu fay sisteminde meydana gelen büyük depremlerin Yozgat çevresindeki nispeten daha küçük ölçekli faylara enerji aktardığı ve bu fayların da aynı tarihlerde kırılarak 6,2 büyüklüğünde deprem ürettiği bu çalışmada ortaya konmuştur.

Bugünkü haliyle sakin gibi görünen Yozgat ve Yerköy çevresindeki fayların, Kuzey Anadolu Fay Sistemi’ndeki deprem aktivitesinin batıdaki sürecini tamamlayıp yeniden doğudan başlaması durumunda enerji aktarımı ve deformasyon sebebiyle yeniden kırılabileceği olasılığı, önemle üzerinde durulması gereken bir konudur.

 

Anahtar Kelimeler: Yozgat, Yerköy,  Kuzey Anadolu Fay Sistemi, Yerköy Fayı Sorgun Fayı, deprem

 

1. GİRİŞ

 

Yozgat ili ve yakın çevresindeki  jeolojik çalışmaların büyük bir bölümünü bu bölgede yüzeyleme veren magmatik kayaçların petrografik özellikleri ile ilgili araştırmalar oluşturmaktadır. Bu konu ile ilgili ilk çalışmalar, Bayramgil (1953), Buchardt (1957) tarafından yapılmıştır. Sonraki yıllarda ise Tülümen (1980), Dalkılıç (1985), Bayhan (1986), Önen ve Unan (1988), Erler vd (1991), Boztuğ (1995), Erler ve Bayhan (1995), Ekici ve Boztuğ (1997), Boztuğ (1998), Kadıoğlu vd (1998), Kadıoğlu ve Özsan (1998), Kadıoğlu ve Güleç (2001 a), Kadıoğlu ve Güleç (2001 b), Kadıoğlu (2003), Akçe ve Kadıoğlu (2003) aynı konu üzerinde araştırmalar yapmışlardır.

 

Bu bölge ile ilgili stratigrafik ve tektonik amaçlı çalışmalar çok sınırlı sayıdadır ve bu konudaki ilk çalışmalar, Arni (1938), Parejas ve Pamir (1939), Salomon - Calvi (1940) ve Baykal (1943) tarafından yapılmıştır. Ketin (1955) yaptığı araştırma ile Yozgat ve yakın çevresinin jeolojisinin anlaşılmasına önemli katkılar sağlamıştır. Aynı araştırmacı daha sonraki çalışmalarında (1959, 1963 ve 1966) Orta Anadolu’nun genel jeolojisi hakkındaki araştırmalarını sürdürmüştür.

 

Göncüoğlu ve Türeli (1993), Erdoğan ve diğ. (1996) ve Kaymakçı ve diğ. (2003) ise bu bölge ile ilgili stratigrafi ve tektonik amaçlı araştırmalar yaparak güncel bilgilerin kazanılmasına katkıda bulunmuşlardır.

 

Bu çalışmanın amacı, daha önce yapılmış olan yukarıda bahsedilen araştırmaların derlenmesi sonucunda elde edilecek bilgiler ışığında, Yozat çevresinin uydu ve hava fotograflarını inceleyerek, son yüzyılda meydana gelmiş olan deprem bilgileriyle karşılaştırmak ve Yozgat-Yerköy dolayının depremselliği konusunda sonuçlar elde ederek bu depremselliğin Türkiye’nin ana tektonik yapılarıyla olan ilişkisini açıklamaktır.

 

2. STRATİGRAFİ

 

Gerek Yozgat çevresinde gerekse Çankırı havzasında jeolojinin değişik dallarıyla ilgili yapılan birçok çalışmada, bölgede yüzeyleme veren litolojilerle ilgili olarak aynı birim için değişik araştırmacılar tarafından farklı yerel adlamaların kullanılması karışıklıklara yol açmıştır. Bu çalışmada, bu karışıklıktan kurtulmak amacıyla formasyonlar için Erdoğan ve diğ. (1996) ile Kaymakçı ve diğ. (2003)’nin kullandıkları isimler benimsenerek kullanılmıştır.

 

Yozgat çevresinde yüzeyleyen birimler yaşlıdan gence doğru aşağıdaki gibi sıralanmaktadır; Ankara Melanjı (Koniasiyen – Kampaniyen), Çökelik Volkanitleri (Turoniyen – Santoniyen), Yozgat Magmatikleri (Senoniyen – A. Paleosen), Yoncalı Formasyonu (Ü. Paleosen – O Eosen), Bayat Formasyonu (Ü. Paleosen – O Eosen), İncik Formasyonu (Ü. Paleosen – O Eosen), Kızılırmak Formasyonu (Orta Miyosen), Bozkır Formasyonu (Orta Miyosen) ve Kuvaterner yaşlı alüvyonlar.

 

Yörenin bütün stratigrafik özelliklerini araştırmak bu çalışmanın kapsamı dışında kaldığı için yukarıdaki her bir formasyon hakkında ayrıntılı bilgiler vermek çalışmayı amacının dışına çıkaracaktır. Bu nedenle, bu bölümde sadece Yerköy ilçe merkezinin üzerinde bulunduğu birimlerin ayrıntılı litolojik özelliklerinden bahsedilecektir.

 

Yerköy ilçesinin yerleşim merkezi çoğunlukla zayıf çimentolu ve sedimanter karakterde olan Ü. Paleosen - O. Eosen yaşlı Yoncalı ve İncik formasyonları, Orta Miyosen yaşlı Kızılırmak Formasyonu ve Kuvaterner yaşlı güncel alüvyonlar üzerinde bulunmaktadır (Şekil 1). Aşağıdaki bölümlerde bu formasyonlarla ilgili ayrıntılı bilgiler verilecektir.

 

2.1. Yoncalı Formasyonu

       (Ü. Paleosen - O. Eosen)

 

Yoncalı Formasyonu adı birim için ilk kez Erdoğan ve diğ. (1996) tarafından kullanılmıştır. Daha sonra Kaymakçı (2000) ve Kaymakçı ve diğ. (2003) tarafından da aynen kabul edilerek kullanılmıştır. Önceki çalışmalarda aynı birim için Ketin (1955) Alt Eosen Flişi; Kara ve Dönmez (1990) ve Keskin (1992) Çalatlı Formasyonu isimlerini kullanılmıştır.

 

Birim Yozgat çevrsindeki en geniş yüzeylemelerini il merkezinin kuzeyinde ve doğusunda vermektedir. Diğer önemli yüzeylemelerini ise Yerköy ilçe merkezi ile ilçenin güney, doğu ve kuzeydoğu kesimlerinde veren birim ayrıca Yerköy kuzeybatısında Süleymanlı  ve Belkavak köyleri civarında ortaya çıkmaktadır (Şekil 1).

Birim, kendisinden daha yaşlı olan Yozgat Magmatikleri ve Çökelik Volkanitleri’ni uyumsuz olarak üzerler.  Bayat Formasyonu ve İncik Formasyonu ile birim arasında, yanal ve düşey yönde girik bir ilişki  mevcuttur. Üstte ise Kızılırmak ve Bozkır formasyonları birimi uyumsuzlukla örter (Erdoğan ve diğ., 1996).

 

Erdoğan ve diğ. (1996), tabanda 2-5 m taban konglomerası ile başlayan birimin, havzanın değişik bölümlerinde beslenme yönüne ve kaynak alana olan yakınlığına göre farklı litolojiler sunduğunu belirtmiştir. Araştırmacı havzanın kuzey kenarına oranla daha  pasif   bir  konumda  olan  güney  kesiniminin  bir  bölümünü  temsil eden Yerköy

 

Çevresinde, tabandaki konglomeraların üzerine, içerisinde yer yer kömür seviyeleri bulunduran karbonatlı şeyllerin geldiğini ve üste doğru nummulitli kireçtaşlarıyla temsil olunan seviyelerin bulunduğunu vurgulamıştır.

 

Aynı araştırmacı bu kireçtaşlarının önceki çalışmalarda (Birgili vd., 1975) Kocaçay Formasyonu adıyla ayrı bir formasyon şeklinde tanımlandığını ancak yaptığı araştırmalarda, Yoncalı Formasyonu’nun bir üyesi olması gerektiğini ortaya koymuştur.

 

Araştırmacı, Yoncalı Formasyonu’nun, Çankırı havzasının kuzey kesimlerinde, sedimantasyonla eş yaşlı aktif tektonizma sebebiyle güneye oranla daha iri taneli, bloklu bir kırıntılı litolojiyle temsil edildiğini ve başlıca iri taneli kumtaşı, çok iri taneli ve bloklu konglomera, denizaltı konglomera kanallarının da bulunduğu olistostromal bir yapı kazandığını ileri sürmüştür.

 

Keskin (1992) ve Erdoğan ve diğ. (1996), Yoncalı Formasyonu’nun denizel ortamda çökeldiğini, havzanın kuzey kenarının tektonik olarak aktif ve bu nedenle litolojik açıdan bloklu, ekaylı ve sakin olan güney kenara göre biraz karmaşık olduğunu belirtmişlerdir. Aynı araştırmacılar bu birimin, aynı yaştaki karasal birimlerle yanal yönde girik olduğunu vurgulamışlardır.

 

Birimin yaşı, farklı araştırmacılar tarafından değişik seviyelerinden elde edilen fosil içeriklerine dayanılarak, Alt Eosen (Ketin, 1955), Ü. Paleosen – O. Eosen (Erdoğan ve diğ., 1996), Eosen (Kara ve Dönmez, 1990; Keskin, 1992) olarak belirlenmiştir. Bu çalışmada da birim için Ü. Paleosen – O. Eosen yaşı aynen kabul edilerek kullanılmıştır.

 

2.2. İncik  Formasyonu

       (Ü. Paleosen - O. Eosen)

 

Erdoğan ve diğ. (1996)’ne göre birim için İncik Formasyonu adını ilk kez Birgili ve diğ., (1975) kullanmışlardır. Aynı ismi Kaymakçı (2000) ve Kaymakçı ve diğ. (2003) benimseyip kullanmışlardır.

Bölgede incelemeler yapan farklı araştırmacılar birim için Oligosen çökelleri (Ketin, 1955), Deliceırmak Formasyonu (Kara ve Dönmez, 1990; Dönmez ve diğ., 1991; Keskin, 1992) isimlerini kullanmışlardır.

Birim, Şekil 1’deki haritanın batı yarısında, Yerköy batısı ve güneybatısı ile haritanın kuzeybatı kesiminde geniş yüzeylemelere sahiptir.

Birim, Yozgat Magmatikleri ve Çökelik Volkanitleri üzerine uyumsuz olarak gelir. Yoncalı ve Bayat formasyonları ile yanal yönde girik konumda ve eşyaşlı olan birim üstte Kızılırmak ve Bozkır formasyonları tarafından uyumsuz olarak örtülür (Erdoğan ve diğ., 1996).

Keskin (1992)’ e göre kırmızı – bordo renkli  ve kötü boylanmalı, alt seviyelerini kumtaşı – silttaşı ve konglomera ardalanmalarının oluşturduğu birimin üst seviyelerinde kumtaşı daha hakim durumdadır.

 

Dönmez ve diğ. (1991) ise birimin regresif karakterli, evaporitli, kırmızı – kahve ve gri renkli, paralel çapraz tabakalı, çoğunlukla gevşek tutturulmuş karasal konglomera, kumtaşı ve çamurtaşı ardalanmasından meydana geldiğini belirtmişlerdir. Araştırmacılar birimin alt kesimlerinin orta – iyi çimentolanmış tabakalı kumtaşları ile ardalanmalı jips – anhidrit çamurtaşlarından oluştuğunu, orta – üst seviyelerinin ise çamurtaşları ile ardalanmalı konglomera ve kumtaşlarından meydana geldiğini vurgulamışlardır.

 

Erdoğan ve diğ. (1996), bölgede yaptığı ayrıntılı çalışmada birimin karasal kırmızı konglomera, kumtaşı ile yeşil – kırmızı renklerde ve ara seviyelerinde jips mercekleri bulunan şeyllerden oluştuğunu ortaya koymuştur. Araştırmacı İncik Formasyonu’nun malzemesini çoğunlukla üzerinde bulunduğu temel kayaçlar olan Yozgat Magmatitleri ile Çökelik Volkanitleri’nden aldığını ve bu birimin, Yoncalı Formasyonu’nun sığ deniz fasiyesiyle girintili olduğunu ve onun yanal karşılığı konumunda bulunduğunu belirtmiştir.

 

Aynı araştırmacı birimin çoğunlukla karasal ortamda çökeldiğini ancak zaman zaman sığ deniz ortamına geçiş gösteren, ilerleyen delta çökelleri olarak kuzeye doğru Yoncalı Formasyonu’nun çökeldiği denizel havzanın sığ kesimlerine ilerlediğini savunmuştur. Ayrıca konglomeraların menderesli nehir kanal çökelleri olduğunu, silttaşı ve çamurtaşlarının da taşkın ovası çökelleri olabileceğini ileri sürmüştür.

 

Birimin yaşı, stratigrafik konumu ve fosil içeriği dikkate alınarak farklı araştırmacılar tarafından biribirinden farklı bulunmuştur. Bu araştırmacılardan Ketin (1955) Oligosen, Dönmez ve diğ. (1991) Ü.Eosen – Miyosen?, Keskin (1992) Ü. Eosen – Ü. Miyosen, Erdoğan ve diğ. (1996) Ü. Paleosen – O. Eosen yaşını birim için ortaya koymuşlardır.

 

 

2.3. Kızılırmak  Formasyonu

                 (O. Miyosen)

 

Dönmez ve diğ. (1991), Kızılırmak Formasyonu adının birim için ilk kez Birgili ve diğ. (1975) tarafından kullanıldığını belirtmektedir.

 

Aynı isim sonraki çalışmlarda da (Kara ve Dönmez, 1990; Dönmez ve diğ., 1991; Keskin, 1992; Erdoğan ve diğ., 1996)  aynen kabul edilerek kullanılmıştır.

Birim, Yozgat – Yerköy arasındaki bölgede ve il merkezinin kuzeybatısında en geniş yüzeylemesine sahiptir. Yerköy ilçe merkezinin bir bölümü de bu formasyon üzerinde kuruludur, ayrıca Yerköy güneybatısında doğu – batı doğrultusunda yüzeylemelere sahiptir (Şekil 1).

 

Kızılırmak Formasyonu, kendisinden yaşlı olan Yozgat Magmatikleri, İncik Formasyonu ve Bayat Formasyonu’nu uyumsuz olarak örter ve Bozkır Formasyonu ile yanal yönde girik bir ilişki gösterir. Birim Pliyosen ve daha genç çökeller tarafından uyumsuz olarak örtülür (Erdoğan ve diğ., 1996).

 

Birim, başlıca Kırmızı – kahve renkli tabakasız veya az belirgin tabakalı konglomera, kumtaşı, çamurtaşı, şeyl ve jips seviyelerinden oluşan bir litoloji sunar (Dönmez ve diğ., 1991; Keskin, 1992; Erdoğan ve diğ., 1996). Birimi oluşturan litolojiler gevşek tutturulmuş, hamur destekli ve dayanıksızdır (Dönmez ve diğ., 1991).

 

Toplam kalınlığı ortalama 400 m olan birim tamamen karasal ve akarsu ortamında çökelmiştir. Stratigrafik olarak orta seviyelerinde 20 – 25 m kalınlığında jips seviyeleri mevcuttur. Bu seviyeler daha çok havzanın güney kesimine yakın yerlerde (Yerköy çevresi) bulunmaktadır. Bu jipsler, yeşil ve kırmızı çamurtaşları, akarsuların meydana getirdiği yer yer playa göllerinde çökelmişlerdir (Erdoğan ve diğ., 1996).

 

Birimin yaşı için, elde edilen fosil içeriğine ve stratigrafik onumuna dayanılarak Ü. Miyosen - Pliyosen (Dönmez ve diğ.,1991; Keskin, 1992) ve Orta Miyosen (Erdoğan ve diğ., 1996) uygun görülmüştür.

 

Erdoğan ve diğ. (1996)’nin araştırmalarına göre Pliyosen yaşlı Degim Formasyonu bu birimi uyumsuz olarak örtmektedir. Bu nedenle birimin yaşı bu çalışmada da Orta Miyosen olarak kabul edilmiştir.

 

 

2.4. Alüvyon

       (Kuvaterner)

 

Yerköy ilçesi yerleşim alanında ve kuzeyinde Deliceırmak’ın taşıdığı tutturulmamış, çakıl, kum, çamur gibi güncel sedimanlardan meydana gelen dere yatağı çökelleri yüzeylemektedir.

 

3. TEKTONİK

 

3.1. Genel açıklamalar

 

Yozgat ili, Ketin’in (1966) tanımladığı Anatolidler’in orta kısmında yer almaktadır. Tektonik açıdan aktif ve dolayısıyla deprem ve volkanizmanın sıklıkla meydana geldiği Alp-Akdeniz Kuşağı içerisinde yer alan Türkiye’nin (Ketin, 1977) bu bölümü, günümüzdeki görünümünü, Arabistan ve Anadolu levhalarının Orta Miyosen’deki nihai çarpışması ile başlayan Neotektonik dönemde kazanmıştır (Şengör, 1980; Şengör ve Yılmaz, 1983).

Arabistan Levhası’nın Geç Kretase başlarından itibaren başlayan yaklaşık olarak K yönündeki hareketi ve Tetis Okyanusu’nun kuzeye, Anadolu Levhası altına doğru eğimli bir dalma olayı ile kapanmaya başlaması, bu iki kıta arasında Orta Miyosen’de nihai bir çarpışmanın gerçekleşmesine sebep olmuştur ve bu çarpışma ile Türkiye’de Neotektonik dönem başlamıştır (Arpat ve Şaroğlu, 1975; Şengör, 1980; Altınlı, 1980; Şaroğlu ve Güner, 1981; Şengör ve Yılmaz, 1983;  Yalçın, 1979; Şaroğlu ve Yılmaz 1987; Aksoy ve Tatar, 1990; Turan, 1993).

Arabistan Levhası’nın hareket yönü veya Arabistan-Anadolu levhaları arasındaki nihai çarpışmanın yaşı hakkında önemsenmeyecek kadar az oranda farklı görüşler olmasına karşılık, çarpışma sonucunda başlayan Neotektonik dönemde Anadolu’da meydana gelen tektonik olaylar hakkında hemen bütün araştırmacılar aynı görüşü paylaşmaktadır.

Arabistan ve Anadolu levhalarının yakınlaşması sonucunda meydana gelen kıta-kıta çarpışması, Türkiye’nin doğu kesiminde K-G doğrultulu bir sıkışma gerilmesini doğurmuştur. Bu gerilmeye bağlı olarak D-B uzanımlı kıvrımlar, ters faylar, dağarası havzalar; K-G doğrultulu açılma çatlakları, KD-GB doğrultulu sol yanal atımlı, KB-GD doğrultulu sağ yanal atımlı faylar gelişmiştir. Ayrıca bu sıkışmanın sonucu olarak Kuzey Anadolu Fay Sistemi ile Doğu Anadolu Fay Sistemi meydana gelmiş, bu faylar arasında oluşan Anadolu Levhası batıya doğru haraket etmeye başlamıştır. Batıda Yunan makaslama zonu ile karşılaşan Anadolu Levhası daha fazla batıya kaçamayarak Ege’de K-G doğrultusunda bir çekme gerilmesine maruz kalmış ve bunun sonucu olarak Batı Anadolu Fay Sistemi (Ege Graben Sistemi) meydana gelmiştir (Şengör, 1980; Şaroğlu ve Güner, 1981; Şengör ve Yılmaz, 1983; Şaroğlu ve Yılmaz, 1987).

 

 

3.2. Yozgat - Yerköy Çevresinin Depremselliği

 

Yozgat il merkezi, coğrafik olarak Anadolu Levhası’nın nispeten kırıklı yapılarına uzak ve depremselik açısından sakin bir bölgede bulunmaktadır. Bu sebeple deprem bölgeleri haritasında il merkezi üçüncü derece deprem kuşağında yer almaktadır (Şekil 2). Ancak il sınırları dikkate alındığı zaman  Kuzey Anadolu Fay Sistemi’ne yakın bir bölgede olması, Aydıncık ilçesinin büyük bir bölümünün ikinci derece, Yerköy ilçesinin ise bir bölümünün birinci, bir bölümünün de ikinci derece deprem bölgesinde olduğu gerçeğinin bilinmesi gerekmektedir (Şekil 2).

 

Şekil 2. Yerköy çevresinin Türkiye’nin deprem bölgeleri içerisindeki konumu (MTAE verilerinden faydalanılmıştır).

 

Yerköy ilçesinin, Kırıkkale ve Kırşehir illerinin içerisinde bulunduğu birinci derece deprem bölgesine komşu olması ilk bakışta burada büyük magnitüdlü depremlerin olacağı izlenimini ortaya çıkarmaktadır. Ancak ana tektonik hatlardan uzak ve lokal olan bu birinci derece deprem bölgesinde şimdiye kadar en büyük depremlerin sadece 1938 yılında iki tane 5 büyüklüğünde , bir tane de 6,6 büyüklüğünde meydana gelmesi ve bu sebeple birinci derece deprem kuşağı olarak belirtilmiş olması da unutulmaması gereken bir gerçektir.

 

Yerköy ve çevresinde meydana gelebilecek depremlerin, Yozgat’ın kuzey kesiminden geçen doğrultu atımlı sağ yönlü Kuzey Anadolu Fay Sistemi’nin aktivitesiyle ilişkili olduğu düşünülmektedir.

 

Bu fay sisteminde, geride bıraktığımız yüzyıldaki deprem aktivitesi 1939 yılında fayın doğusundan başlamış ve zamanla batıya doğru hareket ederek 1999 yılındaki İzmit ve Gölcük depremleri ile aktivitesine devam etmiştir (Emre ve diğ., 2003’ne göre Barka ve diğ., 2002, Şekil 3).

 

 

Şekil 3. Kuzey Anadolu Fayı üzerinde son yüzyılda 1939 Erzincan depremiyle başlayan  ve batıya doğru göç eden büyük depremlerle gelişmiş yüzey kırıkları (Emre ve diğ., 2003’ne göre Barka ve diğ., 2002).

 

Bu batıya doğru hareket sırasında dikkati çeken bir nokta, 1939 - 1942 yılları arasında bu fay sistemi üzerinde Reşadiye – Niksar dolayında meydana gelen büyük depremlerin Yozgat çevresindeki nispeten daha küçük ölçekli faylara enerji aktarmasıdır. Bu sebeple bu fayların da aynı tarihlerde kırılarak 6,2 büyüklüğündeki depremi üretmiş olması muhtemeldir. Şekil 4’te Kırıkkale çevresindeki depremlerle, bu çalışmada gerek deprem odak noktaları gerekse sayısal arazi modelleri üzerinde yapılan çalışmalarla tespit edilen ve Sorgun Fayı olarak adlandırılan fay üzerindeki depremlerin Kuzey Anadolu Fay Sistemi ile olan ilişkisi gösterilmektedir.

 

Şekil 4. Yerköy (Yozgat) çevresinde son yüzyılda meydana gelen deprem odaklarını, büyüklüklerini ve bunlarla ilişliki fayları, deprem bölgeleriyle birlikte gösteren harita (MTAE ve Kandilli Rasathanesi verilerinden faydalanılmıştır).

 

Bugünkü haliyle sakin gibi görünen Yozgat ve Yerköy çevresindeki fayların, Kuzey Anadolu Fay Sistemi’ndeki deprem aktivitesinin batıdaki sürecini tamamlayıp yeniden doğudan başlaması durumunda enerji aktarımı ve deformasyon sebebiyle yeniden kırılabileceği ihtimalinin önemle üzerinde durulması gerekmektedir. Böyle bir ihtimalin gerçekleşmesi halinde, Sorgun Fayı’nın kırılmaya devam ederek 5-6 büyüklüğünde deprem üretebileceği ve fayın güneybatıya doğru ilerlemesini devam ettirerek Yerköy güneyine kadar gelmesi olasılığı dikkat çekmektedir.

 

Bu çalışma kapsamında sayısal arazi modelleri üzerinde yapılan çalışmalarla arazi incelemelerinden elde edilen veriler birleştirilerek Yerköy ve çevresinin ana kırıklarını gösteren bir tektonik harita hazırlanmıştır  (Şekil 5).

 

Bu haritada iki farklı doğrultuda uzanan kırık zonu bulunmaktadır. Bunlardan biri, yaklaşık olarak doğu – batı doğrultusunda uzanan ve Yerköy’ün yaklaşık 10 km güneyinden geçen zon diğeri ise ilçe merkezinden geçerek kuzeybatı – güneydoğu doğrultusunda uzanan zondur (Şekil 5).

 

Bu ikinci fay zonu bu çalışmada Yerköy Fay Zonu olarak adlandırılmıştır. Elde edilen veriler bunun doğrultu atımlı sağ yönlü fay olduğunu ortaya koymaktadır. Kesin yaşlarının tespit edilebilmesi için ayrıntılı arazi çalışmalarının yapılması gereken bu iki kırık zonundan Yerköy Fay Zonu diğerini keserek sağ yanal yönde yaklaşık 5 km ötelediği için nispeten daha gençtir.

 

Şekil 5. Yerköy çevresinin ana kırıklarını gösteren tektonik harita.

 

Bu iki fay zonunda Kandilli Rasathanesi verilerine göre kayıtlara geçmiş depremlerin en büyüğü 1938 yılında  ve 4,6 magnitüdünde meydana gelmiştir. Bunun dışında uzun bir süre sakin kalan bu iki fay zonunda son 25 yıl içerisinde 1982’de 3,5; 1986’da 3,7; 1998’de 3,4 ve 2003 yılında 2,9 büyüklüğünde deprem meydana gelmiştir.

 

Bu verilere göre bu iki fay zonunun en azından kayıtlara geçtiği kadarıyla ürettikleri depremlerin büyüklüğü 5’in üzerine çıkmamıştır. Ancak yüzey kırığı oluşturabilecek depremlerin en az 6 büyüklüğünde olması gerektiği gözönüne alınırsa bu kırıkların ve yaklaşık 5’km lik sağ yanal atımın meydana gelmesini sağlayacak 6 ve daha büyük depremlerin, kayıtların tutulmasından daha eski tarihlerde meydana gelmiş olması gerekmektedir.

 

Yerköy ilçe sınırları içerisinde meydana gelmemiş olmasına karşın, ilçenin hemen batı komşusu olan Kırıkkale’de 6,6 büyüklüğünde depremler oluşabilmektedir. İlçe merkezinin üzerinde kurulduğu ve Stratigrafi bölümünde ayrıntılı olarak bilgi verilen gevşek tutturulmuş genç birimler ile dere yatağı alüvyonlarından meydana gelen zayıf zemin ve yer altı su seviyesinin yüzeye yakın olması dikkate alındığında, ilçedeki yapılaşmada deprem yönetmeliğinin mutlaka uygulanması, zemin etütlerinin yapılarak bilimsel şartlara uygun yapıların inşa edilmesi konularında gerekli duyarlılığın gösterilmesi gerekmektedir.

 

4.                   SONUÇLAR

 

a.        Yerköy ilçesinin yerleşim merkezi çoğunlukla zayıf çimentolu sedimanter karakterde olan Ü. Paleosen - O. Eosen yaşlı Yoncalı ve İncik formasyonları, Orta Miyosen yaşlı Kızılırmak Formasyonu ve Kuvaterner yaşlı güncel dere yatağı alüvyonları üzerinde bulunmaktadır.

 

b.        KB – GD doğrultusunda uzanan ve ilçe merkezinden geçen fay zonu bu çalışmada ortaya konmuş ve Yerköy Fay Zonu olarak adlandırılmıştır. Bu fay zonu Yerköy’ün yaklaşık 10 km güneyinden yaklaşık D – B doğrultusunda uzanan ikinci bir kırık zonunu keserek sağ yanal yönde ortalama 5 km ötelemiştir. Yerköy Fay Zonu’nda şimdiye kadar kaydedilmiş depremlerin en büyüğü 4,6 magnitüdündedir.

 

 

c.        Yerköy ilçe sınırlarının büyük bir bölümü, Kırıkkale ve Kırşehir illerinin içerisinde bulunduğu birinci derece deprem bölgesine dahildir.

d.        Yerköy ve çevresinde meydana gelen depremler Kuzey Anadolu Fay Sistemi ile yakından ilişkilidir. Bu fay sisteminde 1939 – 1942 yıllarında Reşadiye – Niksar arasındaki kırılma sebebiyle ortaya çıkan enerji Sorgun Fayı’nı tetiklemiş ve bu fay üzerinde de aynı tarihlerde 6,2 büyüklüğüne varan depremler meydana gelmiştir. Kırıkkkale – Kırşehir çevresindeki büyük depremlerin de aynı tarihlerde oluşması bu bölgenin Kuzey Anadolu Fay Sistemi ile ilişkili olabileceği düşüncesini ortaya koymaktadır.

 

e.        Yerköy ilçe sınırları dahilinde büyük magnitüdlü depremler en azından geride kalan yüzyılda meydana gelmemiştir. Ancak deprem kayıtlarının henüz tutulmadığı dönemlerde Yerköy Fay Zonu’nu oluşturacak en az 6 ve üzerindeki büyüklüklere sahip depremlerin oluşmuş olduğu bu fay zonundaki yaklaşık 5 km lik atımdan anlaşılmaktadır. Türkiye’nin bir bütün olarak Alp – Himalaya aktif orojenik kuşağının içerisinde bulunması nedeniyle bu tür fayların zamanla tekrar büyük depremler üretebilme ihtimali vardır. Ancak henüz bilimsel bulgular elde edilebilecek bir teknoloji gelişmiş olmadığı için zamanı konusunda kesin bir tarih söylemek mümkün değildir.

 

 

f.          Yerköy ve yakın çevresinin içerisinde bulunduğu yörenin, Türkiye’deki Doğu Anadolu Fay Sistemi, Kuzey Anadolu Fay Sistemi ve Batı Anadolu Kırık Sistemi gibi deprem yönünden son derece aktif  bölgelere  göre depremsellik açısından nispeten sakin bir konumda bulunması, burada rehavete kapılma davranışını ortaya çıkarmamalıdır. Tam aksine bu çalışmada ortaya çıkan bilimsel veriler dikkate alınarak, zayıf çimentolu sedimanter bir zemine sahip olan ilçede mutlaka zemin özellikleri tahlil edilerek gerekli önlemler alınmalı ve deprem yönetmeliğine uygun yapılar inşa edilmelidir.

 

                           KAYNAKLAR

 

Akçe, M.A. ve Kadıoğlu, Y.K. 2003. Yozgat Batolitindeki kabuk kökenli lökogranitlerin jeoloji ve petrolojisi. S. Demirel Üni., Müh.-Mim. Fak. 20. Yıl Jeol. Semp., Bildiri Özleri, Isparta, s. 140.

Aksoy, E. ve Tatar, Y., 1990. Van ili doğu-kuzeydoğu yöresinin stratigrafisi ve tektoniği. TÜBİTAK, 14, 628-644.

Altınlı, İ. E., 1980, Amanos Dağları ve Anadolu’nun Levha tektoniği ile ilişkileri. Türkiye 5. Petrol Kongresi, Tebliğler, 51-64.

Arni, P. 1938. Kırşehir-Keskin ve Yerköy zelzelesi hakkında. M.T.A. Enstitüsü Yayınları. Seri B, no. 1, Ankara

Arpat, E. ve Şaroğlu, F., 1975. Türkiye’deki bazı önemli genç tektonik olaylar. TJK Bült, 18, 1, 91-101.

Bayhan, H. 1986. İç Anadolu Granitoyid Kuşağındaki Çelebi Sokulumunun jeokimyası ve kökensel yorumu. Jeoloji Mühendisliği, s. 29; 27-36.

Baykal, F. 1943. Kırıkkale-Kalecik ve Keskin-Bala mıntıkalarındaki jeolojik etütler. M.T.A. Enst., Rap. No. 1448. Ankara (yayınlanmamış).

Bayramgil, O. 1953. Çangılı (Yozgat) fluorit ve plutonitlerinin etüdü. Türkiye Jeol. Kur. Bült. 4.2 s. 37-51.

Boztuğ, D. 1995. Kırşehir bloğundaki Yozgat batoliti doğu kesiminin (Sorgun güneyi) petrografisi, ana element jeokimyası ve petrojenezi. İstanbul Üniversitesi, Yerbilimleri, 9, 1-2; 1-20.

Boztuğ, D. 1998. Post-Collisional Central Anatolian Alkaline Plutonism, Turkey. Turkish Journal of Earth Sciences, 7; 145-165.

Buchardt, W.S. 1957. 1953 ve 1954 yaz aylarında Orta Anadolu’da yapılan 1:100 000 ölçekli jeolojik harita çalışmaları hakkında rapor. M.T.A. Enst. Rap. No. 2675. Ankara (yayınlanmamış).

Dalkılıç, B. 1985. Geology of the Sarıhacılı-Divanlı-Azizli region (Yozgat, Turkey): Unpubl. M.S. thesis, Middle East Tech. Univ., 81 p., Ankara.

Dönmez, M., Bilgin, Z.R., Akçay, A. E., Kara, H., Yergök, A.F. ve Esentürk, K., 1991. 1/100.000 Ölçekli Acınsama Nitelikli Türkiye Jeolojisi Haritaları Kırşehir-İ31 Paftası. MTA raporu, Ankara.

Ekici, T. ve Boztuğ, D. 1997. Anatolid-Pontid Çarpışma Sisteminin Pasif Kenarında Yer Alan Yozgat Batolitinde Syn-COLG ve Post-COLG Granitoyid Birlikteliği. Yerbilimleri, 30; s. 519-538.

Emre, Ö., Awata, Y. ve Duman, T. Y., 2003. 17 Ağustos 1999 İzmit Depremi Yüzey Kırığı. MTA Özel yayın serisi -1, 280s, Ankara.

Erdoğan, B., Akay, E., Uğur, S., 1996, Geology of the Yozgat region and evolution of the collisional Çankırı basin , İnternational Geology Review, vol: 38, p: 788-806

Erler, A., Akıman, O., Unan, C., Dalkılıç, B., Geven, A. ve Önen, P. 1991. Kaman  (Kırşehir) ve Yozgat yörelerinde Kırşehir Masifi magmatik kayalarının petrolojisi ve jeokimyası. Doğa-Tr J. Of Engineering and Environmental sciences. 15; s. 76-100.

Erler, A. ve Bayhan, H. 1995. Orta Anadolu Granitoidlerinin genel değerlendirilmesi ve sorunları. Yerbilimleri, 17; 49-67.

Göncüoğlu, M.C. ve Türeli, T.K. 1993. Orta Anadolu Ofiyoliti plajiyogranitlerinin petrolojisi ve jeodinamik yorumu (Aksaray-Türkiye). Doğa Türk Yerbilimleri Derg., 2; 195-203.

Kadıoğlu, Y.K. 2003. Orta Anadolu kristalen karmaşığındaki granitoidlerin çeşitleri: Petrografi ve mineral kimyası. S. Demirel Üni., Müh.-Mim. Fak. 20. Yıl Jeol. Semp., Bildiri Özleri, Isparta, s. 135.

Kadıoğlu, Y.K. ve Özsan, A. 1998. Sulakyurt granitoidindeki gabroların derin yapısının sondajlarla belirlenmesi. Türkiye Jeol. Bült., cilt 41, No. 2; 177-185.

Kadıoğlu, Y.K., Ateş, A. and Güleç, N. 1998. Structural interpretation of gabbroic rocks in Ağaçören Granitoid, Central Turkey: Field observations and aeromagnetic data. Geol. Mag. 135 (2); 245-254.

Kadıoğlu, Y.K. and Güleç, N. 2001 a. Gabbro types in the Central Anatolian Crystalline Complex: field aspects, petrographic features and geochemistry. Fourth International Turkish Geology Symposium (ITGS IV). 24-28 September 2001, Çukurova University. Adana, Turkey. (Abstracts), 206.

Kadıoğlu, Y.K. and Güleç, N. 2001 b. Nature and distribution of felsic plutons in Central Anatolian Crystalline Complex: time-space relations. Fourth International Turkish Geology Symposium (ITGS IV). 24-28 September 2001, Çukurova University. Adana, Turkey. (Abstracts), 202.

Kara, H. ve Dönmez, M. 1990. 1/100.000 ölçekli açınsama nitelikli Türkiye jeolojisi haritalar serisi: Kırşehir - G17 paftası, M. T. A. raporu.

Kaymakçı, N., 2000. Tectono-stratigraphical evolution of the Çankiri Basin (Central Anatolia, Turkey). Ph.D. Thesis, UtrechtUniversity, The Netherlands. Geologica Ultraiectina, No: 190, 248 pp.

Kaymakçı, N., White, H., Stanley and Vandijk, M., Paul. 2003. Kinematic and structural development of the Çankırı Basin (Central Anatolia, Turkey): a paleostress inversion study, Tectonophysics, 364, 85-113.

Keskin, E, 1992. Çiçekdağ (Kırşehir) Yerköy – Şefaatli – Yozgat dolayının jeolojisi ve kömür olanakları. M.T.A. Kömür etüt ve aramaları projesi, proje no: III/01.1.05.03.00, Ankara.

Ketin, İ, 1955, Yozgat bölgesinin jeolojisi ve Orta Anadolu Masifi’ nin tektonik durumu, TJK Bülteni, sayı: 6, sayfa: 1-28

Ketin, İ. 1959. Türkiye’nin orojenik gelişmesi. M.T.A. Dergisi, 53; 78-87.

Ketin, İ. 1963. 1/500.000 ölçekli Türkiye Jeoloji Haritası Kayseri Paftası, M.T.A. Yayınları, 83 s.

Ketin, İ., 1966. Anadolu’nun tektonik birlikleri. MTA Enst. Derg., 66, 20 -34, Ankara.

Ketin, İ., 1977. Türkiye’nin başlıca orojenik olayları ve paleocoğrafik evrimi. İTÜ.......

Önen, P.A. ve Unan, C. 1988. Kaman (Kırşehir) kuzeydoğusunda bulunan gabroların mineralojisi, petrografisi. T.J.K. Bül., c. 31; 23-28.

Parejas, E. et Pamir, H.N. 1939. Le tremblement de terre du 19 Avril 1938 en Anatolie centrale, İstanbul Univ. Fen Fak. Mec. 4; 183-193.

Salomon - Calvi, W. 1940. Anadolunun tektonik tarzı teşekkülü hakkında kısa izahat. M.T.A. Mecmuası, 1/18; 35-47.

Şaroğlu, F. ve Güner, Y., 1981. Doğu Anadolu’nun jeomorfolojik gelişimine etki eden ögeler: jeomorfoloji, tektonik, volkanizma ilişkileri. TJK Bült., 24, 39-50.

Şaroğlu, F. ve Yılmaz, Y., 1987. Doğu Anadolu’da Neotektonik dönemdeki jeolojik evrim ve havza modelleri. MTA Derg., 107, 73 - 92.

Şengör, A. M. C., 1980. Türkiye’nin neotektoniğinin esasları: TJK yayını, 40 s.

Şengör, A.M.C. 1984. Türkiye’nin tektonik tarihinin yapısal sınıflaması. Preceedings of Ketin Syposium. Türkiye Jeol. Kur., Ankara, 37-61.

Şengör, A.M.C. and Yılmaz, Y. 1981. Tethyan evolution of Turkey: A plate tectonic approach. Tectonophysics, 75; 181-241.

Şengör, A .M. C. ve Yılmaz, Y., 1983. Türkiye’de Tetis’in evrimi: Levha tektoniği açısından bir yaklaşım. TJK Yerbilimleri özel dizisi, no: 1, Ankara.

Turan, M., 1993. Elazığ yakın civarındaki bazı önemli tektonik yapılar ve bunların bölgenin jeolojik evrimindeki yeri, S. Erk Jeoloji Semp. Bildirileri, s. 193 - 204.

Tülümen, E. 1980. Akdağmadeni (Yozgat) yöresinde petrografik ve metallojenik incelemeler. Karadeniz Teknik Üniv., Doktora Tezi (yayınlanmamış), 157 s., Trabzon.

Yalçın, M.N., 1979. Doğu Anadolu Yarılımı’nın Türkoğlu-Karaağaç (K.maraş) arasındaki kesiminin özellikleri ve bölgedeki yerleşim alanları. Altınlı Semp. Özel sayı, 49-55, TJK, İ. Ü. Yerbilimleri Fak. Jeo. Böl.